rum runners etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rum runners etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2014 Salı

Hep geriden geliyoruz....

Yılbaşını da New York'ta geçirsek mi diye düşündük ama hem baya yorgunluk olacaktı hem de Sabri’nin bir kaç gün daha izin alması gerekecekti diye adamıza döndük… Salı günü Sabri işe gitti zaten, ben de biraz mutfak alışverişi yaptım. Saat 17:00 sularında evde yemek için hazırlıklarımızı yaparken saat farkından dolayı Türkiye’de partileyen arkadaşlarımızın fotolarına baktık… Herkes mutluydu, umutluydu 2014’ten… Biz de bekleyelim ve görelim bakalım dedik… Birkaç arkadaşa sorduk nasıl güzel mi 2014? Girmeye değer mi? Neler değişti? diye ama pek bi farklı cevaplar alamadık:)

Akşam kendi kendimize güzel bir rakı balık sofrası kurduk… Gece de yine her zamanki gibi önce RumRunners sonra Neptunes’e gittik. Klasik bir cumartesi kıvamındaydı yani:) Ama o gün tabii ki meydan çok kalabalıktı (meydan dediğim yer RumRunners adlı pub’ın olduğu yer zaten). Güzel bir müzik grubu çalıyor, millet danslar ediyor, kalabalıktan geçilmiyor, millet şıkır şıkır giyinmiş falan. Saat 00:00 olduğunda da yaklaşık 5 dakika süren havai fişek gösterisi yapıldı. Adadakileri zannedersin ki LOST adasındalar, herhalde sadece yılbaşında görme şansları oluyor bu havai fişek olayını, ne abarttılar ne abarttılar… Yazık kııız… Bütün yıl 'aaa yılbaşında meydanda oluruz havai fişek oluyor' diye geziyorlar:) Sonra da 'ay ne güzeldi dimi, bu sene baya renkliydi, baya uzun sürdü' falan diye konuşuyorlar:) Biz de bu sene fişekten nasibimizi aldık yani, hadi yine iyiyiz…
Yılbaşının ertesi günü de festival gibi bir şey varmış. Junkanoo Festivali, ona gittik. Artık nasıl gruplanıyorlarsa, nasıl oluyorsa (ben çok da merak etmedim ama siz merak ederseniz buradan detaylarını okuyabilirsiniz:)) grup grup insanlar çok değişik ve abartılı renkli kostümler giyerek onlar için kapatılmış sokaklarda yürüyorlar ve bir jüri grupları puanlıyor. Birinci de para ödülü alıyormuş… Tabii ki yeme içme çadırları kurulmuş, çoluk çocuk herkes sokaklardaydı... Müzikli, renkli, eğlenceli bir etkinlikti…


Bu arada dipnot.. Burada minnacık bebeler gece saat kaç olursa olsun analarıyla beraber sokaklarda cin gibi dolanıyorlar. Yani ben diyim 1 yaş siz diyin 2…. Hani kucakta, sandalyeleri birleştirerek uyumak falan da yok. Gayet haldır haldır koşturuyorlar. Bizde olsa ‘ay banyo saati geçti, ay dışarda mama yiyemez, uyuması lazım, yerini yadırgadı’ diye diye kapatırız çocukları eve… Bunlar alıştırmışlar heralde bebeleri, sıkıntı yok… :)





2 Eylül 2013 Pazartesi

Adada Bir Cumartesi Akşamı Klasiği

"Cumartesi akşamları ne yapılır?" sorusunun cevabı değil belki ama biz 1 aydır ne yapıyoruz onu anlatayım:)
Cumartesi akşamı evde yemeğimizi yedikten sonra saat 22:00 gibi şık şıkıdım giyinip evden çıkıp daha önce de bahsettiğim Marketplace’e gidiyoruz. Orada Rum Runners’da bir şeyler içip arkadaşlarımızla muhabbet ediyoruz ve onu bunu kesiyoruz:) Burası bizim Kuşadası Nazilli Sitesi – Kardelen kıvamında bir yer, kimileri oturuyor, kimileri ayakta takılıyor –ki ayakta olanın karizması hep daha fazladır-, bir midyecisi eksik önünde:)
Rum Runners


Yaklaşık 2 saat orada gözlem ve beraberinde dedikodu yapıp (kimsenin bizim dilimizi bilmemesi gerçekten işe yarıyor, sadece mimiklerine ve kaşına gözüne hâkim olman yetiyorJ) yine Marketplace’te bulunan, ada’nın yegâne diskosu, 18’lik çıtırların takıldığı Neptunes’e gidiyoruz. Karma bir gruptan bahsedebiliriz aslında burada. Ergenliklerini henüz bitirip gelenler de var, yaşı bizler gibi büyük olan turistler de… Ben kendimi ikisinin ortasında bir yerde buluyorum gerçi ama neyse, bu bahsi şimdilik kapayalım :)

Neptunes sahnesi


Neptunes barı


Neptunes’e genel bakış şöyle: Girişler 10$ (1 içki dâhil ki içkiler zaten pahalı değil. ör: Votka 7 $, Bailey’s 6 $, kusana kadar devam:)), ortadaki sahneye elinde içki ve sigara ile çıkamıyorsun, her köşede duran iri yarı güvenlik abiler gelip seni uyarıyor (ki bazen o kadar kalabalık oluyor ki, elin boş da olsa çıkamayabiliyorsun:)), tuvalet 2 kat yukarıda -merdivende bırakmak serbest - ve mekânda yanımda gördüğünüz tarzda arkadaşlar çalışıyor.

Çoğu zaman Neptunes kalabalık oluyor ve gençler hep kliplerdeki gibi ilginç danslar sergiliyor. Biz de işte bir yandan onlara ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da “anaları babaları yok mu bunların yahu” diye yaşlı çiftler gibi esefle kınıyoruz gençliği:) ya biz büyüyoruz ya da gerçekten bazen gençliğin dejenere olmaya başladığından şüpheleniyorum...


DJ aslında güzel şarkılar çalıyor, arkadaşlar DJ için “bahşiş ile istek parça çalıyor” dediler, geçen gün gittim, hiç Türk şarkıcı tanımadığını dolayısıyla çalamayacağını söyledi. Sanki “Ankara’nın Bağları”nı istedim anasını satıyım, bu kadar da olmaz, yahu sen bir DJ’sin, insan biraz geliştirir kendini, ne bileyim vay efendim dünya starı Tarkan, vay efendim Eurovision birincimiz Sertab Erener’i bil bari, yok anam yook… orada #careyilmazmorgul diye bağırasım geliyor…