15 Şubat 2016 Pazartesi

Garip hissiyatlar

Geçen gün blogcu anne instagram hesabında paylaşmıştı. 'DENGE BOZUKLUĞU: Puset itmeye veya bebeğini kanguru ile taşımaya alışan annenin, bebeksiz çıktığında yaşadığı koordinasyon eksikliği. Bir elini-kolunu-nereye-koyacağını-bilememe hali' diye... Gerçekten de öyle... 
Bende bir de bebeği uyuttuktan sonra koltuğa oturduğumda hissettiğim 'böyle oturuyorum ama yapcak bir işim var mıydı yaa?' sorusu oluyor. Çünkü ertelersem/unutursam o işi 2-3 gün yapamama ihtimalim var. 'Bugünün işini yarına bırakırsan yanarsın' felsefesi... 
Geçen gün de Sabri ile konuşuyorduk plajda. Artık uzun bir süre şezlonga yatıp güneşlenemeyeceğim herhalde, oturmak bile haram bize diye... Az daha büyüdüğünde belki kendi kendine kumda oynamaya başlarsa inşallah, kısmet, nasip, hayırlısı:)) 

14 Şubat 2016 Pazar

Sevgi neydi?


O göz göze derin bakış, içten gülüş, kalpten seviş var ya, aşkların en güzeli. Sevgilimle yaptığımız en güzel şey!

Sevgililer günü kutlu olsun! 

Pastelleştiremediklerimizden misiniz?

'İlk 6 yıl' diye bir uygulama var akıllı telefonlarda, çok faydalı bilgiler içeriyor. Bebeğinizin doğum tarihini yazdığınızda bebeğinize uygun oyunları, bilgileri sizinle paylaşıyor. Hemen hemen her hafta bir mesaj gönderiyor. 
2 hafta önce minik bir masa-sandalye takımı almıştık Duru için, faaliyet masası olur diye. Ona oturmaktan hoşlandığı pek söylenemez.
Geçen hafta Duru'nun yaşına göre 'bebeğinizin eline boya kalemleri verebilirsiniz, karalamak hoşuna gidecektir' gibi bir mesaj gelince hemen uygulamaya geçtim. E malum her yerde çocuklarınıza kitap okuyun, kağıt kalem verin mesajları dağıtılıyor, ben de Duru'ya çok tatlı boya kalemleri aldım. Henüz parmakları çok minnoş, kalem tutamaz, alışsın hesabı aşağıda resmini gördüğünüz yumurta boyalardan aldım.


Minik parmakları ile avuçlayarak daha kolay karalasın bebeğeeem dedim ama gel gör ki henüz oral dönemden çıkmadığımızın bilgisi sanırım yetkililere ulaşmamış olmalı ki, yumurta boyayı direk ağzına götürmesi ile boyaların ortadan kaldırılması bir oldu. Hevesim de kaçtı. Bir daha ne zaman denerim Allah bilir...

Gece gezememesi

Geçen gün 'çelişkiler çelişkiler' yazımda bahsetmiştim cuma akşamı Duru'yu uyuttuktan sonra gece dışarı çıkma planlarımızın olduğunu... Gelen mesajlardan anladığım kadarı ile herkes merakla bekliyordu bu tecrübemizin hikayesini. Çok vaktinizi almadan hemen anlatayım:

Saat 21:30 sularında ben Duru'yu uyutmaya odaya çıktım, yarım saat emzirdikten sonra onun yatağında uyuyakalmışım. Sabri de bizi beklerken bizim yatakta uyuyakalmış. 

Uyandığımızda sabah olmuş, herkesin başka başka yerlerde uyumuş olduğunu farkettik. 

Olmadı yani, beceremedik. Umudumuzu yitirmedik, haftaya tekrar deneyeceğiz. Fazla vaktinizi almayayım demiştim başta, gördüğünüz gibi hikayem çabuk sonlandı:)

Keyifli pazarlar...

Sütingen

Emziren anneler (hatta yeni anneler) çok daha iyi bilir emzirmenin zorluklarını, süt var mı yok mu, bebeğim doyuyor mu telaşını. 
Geçen sene sağdığım ve buzlukta tuttuğum sütlere güvenerek cuma akşam dışarı çıktığımızda 'Duru uyanırsa verirsiniz' diye kayınvalideme çıkardığım sütlerin tarihlerinin üzerinden epey bir vakit geçmiş olduğunu gördüm.


500ml'e yakın sütü laaap diye çöpe atmak durumunda kaldım. İçim gitti, canımdan can koptu adeta. O zorla sağdığım sütler kurda kuşa yem oldu.

İçimde bir burukluk, bir hüzün... Yanıyorum a dostlar...

12 Şubat 2016 Cuma

çelişkiler çelişkiler

Duru haftaya 1 yaşını dolduruyor, zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. 

Gece Duru'yu evde bırakıp dışarı çıkma yüzdem şuan için sanırım 2/360 (ilkinde Duru 25 günlüktü, annem burdaydı, düğüne gitmiştik, diğerinde Duru 4 aylıktı, yine düğüne gitmiştim, İstanbul'daydık, Duru'ya yine annem bakmıştı-saat 21:30'da uyumayı reddettiği için annem eve çağırmıştı:)). 

Sabri hemen hemen her haftasonu (genellikle cumaları) çıkıyor da ben hep evde kızla başbaşayım... 
Bugün Sabri hazır kayınvalidemler burdayken 'kızı uyutup biraz çıkalım mı?' dedi, bana bir titreme geldi:) Bir yanım 'çık gez ya ne olacak?' derken bir yanım hep 'ya kız uyanır da beni ararsa?' diyor. Ararsa ne olur? Biraz ağlar sonra uyur yada belki ağlamaz hemen uyur belki de uyumaz, oturur, ne olmuş yani? Ölüm yok ya bunun sonunda... 


Gece gezmelerinin bir diğer kötü yanı da gece geç yatıp ertesi günün işkence haline gelmesi. Ama o da kayınvalidemlerin sayesinde hafifçe atlatılabilir. O yüzden şuan karar verdim, bu gece çıkıyoruz:)) amaan bir daha mı gelicez dünyaya?!? Duru da azcık müsaade etsin annesine canım aaaa... 

detayları bir sonraki yazıda anlatırım;) 

2 Şubat 2016 Salı

Her dönem başka bir sorun

Ada hayatının zorluklarını biz iki yetişkin olarak çok hissetmiyorduk ama şimdi Duru ile birlikte yavaş yavaş hisseder olduk. Her gün yeni endişelerle uyanıyorum... Duru için tabi ki elimizden gelenin en iyisini, en doğrusunu yapmaya çalışıyoruz. Doğru beslensin, doğru iletişim, doğru arkadaşlar, doğru oyuncaklar vs.. Ne var ki bunların hepsini adada gerçekleştirmemiz mümkün olmuyor. 
Örneğin şimdilerde en büyük problemim 1 yaşından sonra verilmesi gereken organik keçi sütü bulmak (Türkiye'deki doktorum bunu öneriyor). Keçi sütünü bulduk da organiği kaldı... Aman boşver keçiyi, inek sütü iyidir dediğimde de 'inek sütünün fazlası demir eksikliğine neden oluyor' demesinler mi? Al buyur kafalar karıştı... 
Bir yandan devam sütü denilen şey anne sütüne en yakın besleyicilikteymiş, o da burda yok...
Bütün bunlar kafamda uçuşurken Duru'nun bu sütleri sevip sevmeyeceği, içip içmeyeceği de meçhul. Zira kendisi henüz biberon bile almayı reddeden bir kişilik...
Oyuncaklar konusunda hemen hemen herşeyi burda bulabiliyoruz ama normalden üç kat daha fazla paraya.. O paraya da insan acıyor, gerçek fiyatının üçte bir olduğunu bilince veresi gelmiyor. Bu yüzdendir ki adada ikinci el çocuk eşyaları çok revaçta. Herkes elinde ne varsa uygun fiyattan satıyor. Genelde biz o şekilde alıyoruz Duru'ya da. Hem zaten çok az bir süre kullanılıyor hem de çocuk zaten ne bulsa (yoğurt kapları, su bidonları) oynayabiliyor... Fazla fazla paralar ödeyip 2 ay sonra sokağa fırlatmanın bir anlamı yok... Bu arada biz de işimiz bitenleri satıyoruz (oyun parkı, bebek araba koltuğu, banyo küveti gibi artık kullanmadıklarımızı), yoksa evlerde yer kalmıyor... 
Her dönemin bir başka zorluğu oluyor. Bazen şöyle bir olayın dışına çıkıp bakıyorum gözümde büyüttüğüm problemlere. Ya diyorum 1-2 ay sonra geçecek birşey, yada ne bileyim koca insan ömründe bu detay üzülmeye hiç değmez... Koyver gitsin diyorum:) böylece kendimi rahatlatmış oluyorum, deneyin bakın valla işe yarıyor:)