yılbaşı hediyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılbaşı hediyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

Ne yer ne izleriz...

Adaya geldiğimden beri herkes her şeyi merak ediyor haliyle… Adadaki sebze meyveler, hayvanlar, coğrafi konum, nüfus dışında bizlerden de bir şeyler öğrenmek istiyorlar... Ne yer ne içeriz, nereleri gezeriz, ne izleriz, ne dinleriz, kimlerle takılırız… Bunlardan bir tanesi de çoğunlukla cnbc-e dizileri izleyen arkadaşlarımın “ayy hangi dizileri izliosun?” sorusu geldiğimden beri kafalarda soru işareti… Bir de devamlı mutfak programları izleyebilecekmişim gibi davranan birkaç mutfakta becerikli arkadaşıma gelsin bu yazım...

Valla ne yalan söyleyeyim baya bir program-dizi izliyorum ama sizin zannettiğiniz gibi CIA, Breaking Bad veya böle en ünlü şeflerden Jamie Oliver’ı izlemiyorum psikopat gibi… Hatta normal insan gibi bile izlemiyorumJ Evet arkadaşlar açıklıyorum: “Ben gün içinde hiç TV açmıyorum. Kitap okuyorum, klasik müzik dinliyorum” ahahha.. Öyle entel takıldığımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Evet TV açmadığım doğru ama neden? Gayet sabah uyanır uyanmaz ilk işim internetten tüm Türk kanallarını takip etmek olduğu için TV açma ihtiyacı duymuyorum… Sabah erken kalkarsam (09:30) Esra Erol’a kadar izliyorum… O derece… O Ses Türkiye, Çalıkuşu, Aramızda Kalsın, Yalan Dünya, Beyaz Show, 3 Adam, Kayıp… Derken kaybolup gidiyorum işte… Sabri her zamanki gibi Arka Sokaklar izliyor:) Ben de şimdilerde bazılarının ısrarlarına dayanamayıp medcezire başlamak üzereyim, direniyorum... Sizlerden tek farkım saat farkı nedeniyle 13:00 itibariyle ekran başına geçiyor olmam…

Angry Baykuş
Geçen ay çok hareketli geçti. Dizi izlerken bir yandan Sabri’nin doğum günü partisi için bir şeyler yaparken bir yandan da arkadaşların yılbaşı hediyelerini tamamlamaya çalışıyorum. Baykuş-sever arkadaşlarımıza baykuş yaptık… Onları baya ciddiye almışız ki, Sabri iş yerinde autocad ile kumaşların boyutlarını çizmiş, etmiş, o ölçülere göre kumaşları kesip diktik, çok tatlı oldular bence…



Bizlerden yaşça büyük olanlara da Fatma Ananın Elini diktik kırmızı keçeden, üzerine de mavi küçük boncuklardan büyük nazar boncuğu işledik… Yine “geleneklerimizi tanıtalım” projem kapsamında elin ve nazar boncuğunun ne anlama geldiğini açıklayarak takdim ettik kendilerine. Pek sevdiler… Hatta biraz boğmuşum sanırım ki, ikisi de birbirlerinden habersiz olarak “devamlı bize geleneklerinizden, adetlerinizden bir hediye getiriyorsun, çok anlamlı” dediler… 
#adetlerimizi en iyi biz biliriz 
#adetlerimizi sizlerden öğrenecek değiliz…

2 Aralık 2013 Pazartesi

Bu yoğunluk nereden geliyor?

Evet, ben de “ortama alıştıktan sonra blogunu aksatanlar listesinin” başlarında yerimi aldımL Çok yoğunum anacım valla bak, ev hanımı diyip geçmeyin… Ev işleri bir yana, sahne çalışmalarım, sahne arkası kostüm düzenlemelerim, yılbaşı hediyelerinin yapımı vs derken günler geçiyorJ Sırayla hepsini anlatacağım….



Öncelikle yılbaşı yaklaşıyor, bir arkadaşımızın evinde yılbaşı yemeği yapacağız diye (e tabi adada ne alacağım Allah aşkına, her şey de gereksiz pahalı) herkese “çam sakızı çoban armağanı” adı altında ama her zamanki gibi “geleneklerimizi tanıtalım vol28346” amacım ile kumaşlardan, keçelerden nazar boncukları, kapı süsleri yapımına başladım. Evet, bir Derya Baykal değilim belki ama olma yolunda ilerliyorum. Annemin yeteneklerimi keşfedememesinin üzerinden sadece 4 ay geçti, ben neler neler yaptım, kendimi aştım, haberi yokJ

Bu hafta yılbaşı hediyelerimin yapımı için çok sevimli bir çiftin sahibi olduğu kumaşçıya gittim (Zaten adada toplam 2 ya da 3 tane kumaşçı var). Adam Fransız, kadın Alman… Nasıl bıcır bıcırlar anlatamam… Tabii ki muhteşem İngilizcemden yabancı olduğumu anlayıp sen nerelisin, İspanyol mu, Fransız mı vs derken gururla “Türküm” diyince bunlar çığlık kıyamet… Ay meğer bunlar bizim oraları görmüşler, Taksim meydanına bayılmışlar, Ayasofya’nın önündeki meydanda durmuşlar, muhteşem bir görüntüymüş vs vs… Ay valla gözlerim sulanarak dinledim kadının anlatışını. O sevinç, o gözlerindeki mutluluğu anlatamam… “Hayatımda gördüğüm en güzel yer İstanbul” dedi kadın… Çok gurur duydum tabii ki… Sonra bir yandan kadını başımla onaylarken bir yandan kendi kendime içimden “e benim ne işim var burda o zaman?” diye geçirdim… O ayrı bir mevzu tabi… Yaşadığımız (!) ülke gerçek bir cennet ama iş, güç, trafik derken farkında olmuyoruz çoğu zaman. Aslında ülkenin tadını turistler çıkarıyor. Hoş, zamanla yaşanacak bir ülke de bırakmıyorlar adama ya, neyse… Gülerek, eğlenerek çıktım mağazadan…
Not: Yapmış olduğum hediyelerin bitmiş hallerini fotoğraflayıp buradan paylaşacağım ama şu an hem tam hazır değiller, hem de malum facebook’taki ada arkadaşlarımın bunları görüp sürprizin bozulmasını istemiyorumJ

Yaklaşık 2-3 haftadır bir müzikalin kostümcüsüne (kendisi bizim alt komşu olur) yardımcı oluyorum. Herkesin gönüllü çalıştığı bir tiyatroda (şimdi düşündüm de beni mi yiyorlar acaba ya para vermemek içinJ) ben de kostümcüye yardım ediyordum ki geçen hafta bana gelip “gitarist rolünde oynar mısın?” diye sorana kadar… “Ya şimdi bilmiyorum ki, ben biraz yoğunum aslında ama tabii seve seve, öhöm öhöm ben zaten Türkiye’de de sahnelerin gülüydüm, vay efendim şöyle iyiydim böyle iyiydim” derken kendimi şovda buldumJ Bu hafta 3 gün boyunca müzikalde hem kostümlere yardımcı oldum (aynı zamanda dekorasyona da yardım ettim, her türlü boyama, kesme biçme, dikiş dikme vs) hem de Grease’in dans yarışması sahnesinde gitaristlerden birini canlandırdım. Bakmayın böyle türkücü Berkut gibi durduğuma, çok eğlenceli bir ortam, çoluk çocuk, gürültü patırtı, güzel vakit geçirdim işin doğrusu. Son gün bir kadın geldi yine muhteşem aksanım sebebi ile yabancı olduğumu anladı, nerelisin vs derken “ay ben Göreme’de 2 ay yaşadım, nasıl sıcak kanlı insanlar, çok sevdim orayı…” derken ben yine tavus kuşu gibi kabardımJ

Ey benim canım yurdum, bilen çok iyi biliyor, bilmeyen de kebaptan başka bir şey bilmiyor arkadaş, bu nasıl iş anlamadımJ