doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2016 Çarşamba

Bu sabah 30 uyandim

Ara ara gözlerim doluyor bugünlerde. En ufak bir dizi sahnesinde, yazılan güzel bir mesajda... Bunlar diyorum herhalde 30'un (yazıyla otuz) belirtileri. Yok canım diyorum bu kadar da çabuk kendini belli etmez bence, etmemeli... 

Geriye dönüp baktığımda ne de güzel şeyler yapmış olduğumu, ne güzel dostlar biriktirdiğimi, ne özel tecrübeler yaşadığımı görüp Allah'a şükrediyorum doğrusu. Attığımız her adım (doğru veya yanlış) bizi gelecekteki serüvenimize hazırlıyor, bunu düşünerek dikkatle ilerliyorum yolumda. Kızıma örnek, kocama destek olacak şekilde, elele yürüyoruz bu yolda... 

Velhasıl bu yaşım bol Duru'lu, çok bebek kokulu, çekirdek aileyle huzurlu, sevgiliyle aşklı, ailecek sarmaşlı dolaşlı, bolca gülmeli, kendi kendime azcık ağlamalı ama bir o kadar da eğlenceli geçti. 30'lara geldiğim bu güzel çağımda, mümkünse önümüzdeki her yıl daha da sağlık, aşk, sevgi, huzur istiyorum... Bir de BARIŞ! Yüzümüzdeki gülücükler hiç solmasın, şans ve bereket hep bizimle olsun... Ailemize, arkadaşlarımıza, sevdiklerimize ve bizlere bol sağlık getirsin...

Sağlık önemli arkadaşlar, bu sene onu bir kez daha gördüm. En sevdiklerimizin hastalıkları bizi korkuttu, Allah sevdiklerimizi bizlere bağışlasın! Önümüzdeki yıl hastalarımıza ayrıca bol şifa diliyorum! 

Bak yine gözlerim doldu. Kimse sevdiğinden ayrılmasa keşke. Özellikle Duru'dan sonra bu kaybetme korkusu daha da arttı bende. Ya bana bir şey olursa, ya aileme bir şey olursa diye diye kendimi kemiriyorum ara ara... Allah göstermesin, ağzımızın tadı hiç bozulmasın inşallah. 

Neyse arkadaşlar, uzun lafın kısası ben bugün 30 oldum. '30'dan sonra metabolizma yavaşlıyor, o kilolar hep kalıyor, bir türlü veremiyorsun' diyor ya bazı korkunç teyzeler, en çok o dokunuyor:)) inşallah öyle olmaz...



Bişey demek istiyorum, şey pardon bi girip baksam olmuyor mu bu 30 nasıl bir şey? Sonra yine 27-28 falan diyebilsem mesela? Yoooh kardeşim girdin mi bi daha o yoldan çıkış yok, tüh... 


Ama aslında şey değil miydi mottomuz "her yaşın ayrı güzelliği var". Evet evet bu bizim hayat felsefemizdi... 

Otuzlar beni yıkamayacak, ben onlarla bir güzel başedeceğim... Gönder gelsin!

26 Şubat 2016 Cuma

Güzel şeyler de olmuyor değil...

Belki de kötü düşünce, devamlı birşeyleri dert etme daha da kötüyü beraberinde getiriyor. Şimdi dayımın torunu da hasta olmuş kıyamam  daha 6 aylık bebek. Sağlığına kavuşsun inşallah en kısa zamanda. 
Diğer hastalardan da çok kısa bahsedip güzel şeyler paylaşmaya karar verdim bugün. Güzellikler getirsin diye... 

Dayım 2 güne hastaneden çıkıyormuş, çok şükür, tedavisine evde devam edilecek. Anneannem yoğun bakımdan normal odaya alındı bugün, tedavisi sürüyor. Virüslü aile fertleri iyileşti, hasta bakımına devam ediyorlar. Haberler iyi yani... 

Geçen hafta gerçekleştirdiğimiz ama paylaşmak içimden gelmediği için ertelediğim yazımın konusu 'Duru'nun ilk doğum günü'... Paylaşmak bugüne nasip oldu:

17 Şubat 2016 Çarşamba günü Duru'nun fotoğraf çekimi vardı. Tam gününde olsun istedim... Çok da güzel oldu. 

Bu fotoğraf çekimi için biraz endişeliydim doğrusunu söylemek gerekirse. Duru poz verecek mi acaba, güzel pozlar alabilecek miyiz, huysuzlanır mı diye korkuyordum. Hiç korktuğum gibi olmadı, Duru sağolsun çok iyi iş çıkardı. Eline inci kolyeler, balonlar verdik, iyi oyalandı.
Bir arkadaşımız sağolsun geldi 1-2 saat Duru ile uğraştı ama çok güzel fotoğraflar çıktı ortaya. 


Amerika'da 1. yaş günü gelenekseli 'cake smashing' denilen 'pastaya yumulma' denemesi yapalım istedik. Minik bir pasta yaptırmıştık, Duru da belki ağzı ile pastaya dalar, her tarafına bulaşır ve biz de o anı fotoğraflarız diye ama bizim kız biraz temkinli olduğu için elleriyle mıncıklamak ile yetindi. Olsun, biz o şekilde de güzel pozlar yakaladık. 



Bu arada hem bu fotoğraf çekimi için hem de haftasonu gerçekleştirdiğimiz doğum günü partisi için hemen hemen tüm dekorasyon malzemelerini kendimiz yaptık. Kayınvalidem, Sabri ve ben 2 hafta akşamları Duru'yu uyuttuktan sonra geç saatlere kadar onlarla uğraştık ama değdi. Çok güzel oldu, herkes de çok beğendi. Tek tek anlatacağım...


Yukarıdaki resimlerde gördüğünüz ONE yazısını çuvallardan kestik, üzerine fırça ile beyaz renk harfler boyadık. Her harfin arasına kurdeleler bağladık. Altındaki sarı-pembe püskülü yapmak için de grapon kağıtlarını minik minik keserek bir ipe dizdik. 

Yine yukarıda gördüğünüz pembe tütüyü kayınvalidem yaptı. Kumaşçıdan tül almıştık 3 farklı tonda. onları kısa kısa keserek bel lastiğine geçirdi, aralara da kurdele attı, çok güzel oldu. Duru ilk gün korktu ama sonra alıştı. Bütün gün salonda oyuncaklarının arasında tuttuk alışsın diye, nitekim ertesi güne alışmıştı. 

Doğum günü partisi için kayınvalidem bu kavanoz ve şişeleri Türkiye'den taşıdı. Üzerinin stickerlarını bile oradan getirdi, burada kestik, tülünü, kurdelesini silikon tabancası ile yapıştırdık. Yarısının içine kum, yarısının içine m&m çikolata koyduk. Özellikle partiye gelen çocuklar bayıldı :)

Bu şişe ve kavanozları bir torbaya koyarak gelen kişilere hediye ettik. İçlerine Duru'nun ayağının izini bastığımız kartlara teşekkür yazısını da ekledik. 
Ayak izini alma süreci epey zorladı bizi. Aslında itiraf etmeliyim başta bu konsept el izi ile yapılacaktı ama Duru sağolsun avucunu açmadığı için o iş yattı:) Ayak izi de farklı oldu tabi :) Yumuk yumuk ayaklarını yidiğim..


Yemekler muhteşem olmuştu, herkes bayıldı. Kayınvalidem döktürdü yine :) Börekler, patates salatası, makarna salatası, cupcakeler, kurabiyeler, çikolata topları, meyveler ve PASTA...


Fotoğraf çekiminde kullandığımız ONE yazısını Duru'nun doğumundan bugüne olan her ay çektiğim fotoğraflarla süsledik, o da çok hoşuna gitti misafirlerin. 'Zaman nasıl geçiyor', 'nasıl da minicikti', 'ne ara büyüdü' dedirten cinsten fotolar... Bu arada kenardaki sarı pompomlardan 6-7 tane farklı renklerde yapmıştık, başka başka yerlere astık... Hoş göründü... 


Yemek masasının arkasına çok güzel bir fon yaptık, üzerine yine el yapımı çuvaldan HAPPY BIRTHDAY yazısı. Epey vakit aldı ama çok güzel oldu, elimize sağlık. Pembe-beyaz-mor fonu plastik kullan-at masa örtülerini keserek ve her bir parçayı ipe bağlayarak yaptık. Uçuş uçuş oldu, çok beğendim, içime sindi... Ayrıca güzel bir aile fotoğrafımız oldu, o da ayrıca hoşuma gitti :) 
Bu arada bir partinin olmazsa olmazlarından uçan balonlar çok güzeldi. Niyeyse ben uçan balon olayını çok seviyorum. Pembeli beyazlı değişik değişik balonlar almıştık, değişik kombinler yaparak astık bir yerlere, çok tatlı oldu....



Bu arada bir kaç gün önceden Duru'ya pastadaki muma üflemesi gerektiğini öğretmeye çalıştım ama pek başarılı olamadım sanırım. Ara ara canı istediğinde üflüyor gibi bir şey yapıyor ama doğru zamanda asla olmuyor bu... 
Şimdi durup dururken 'Happy Birthday Duruuuu' diye şarkı söylemeye başladığımızda yüzü gülüyor, sallanmaya başlıyor, el çırpıyor... Çok şükür ilk doğum gününü çok güzel atlattık, Allah nicelerini nasip etsin...
Toplam 42 kişiydik (çoluk çombalak hepsi dahil). Herkesin yüzü gülüyordu, ortam, yemekler ve muhabbet hoşuna gitti herkesin. En önemlisi buydu... Düşünüyoum da, geçen sene kendi doğum günlerimizdeki katılımcılarla, Duru'nun doğum günündeki katılımcıların hepsi farklı. Hep derlerdi 'çocuktan sonra arkadaşlar değişiyor' diye, 'daha çok çocuklu ailelerle takılmaya başlıyorsun' diye, bu kadar bariz değişeceğini düşünmüyordum. Gerçekten de artık hep çocuklu ailelerle takılıyoruz, bu partide de onu görmüş olduk. Bakalım seneye nerede, kimlerle ve nasıl kutalayacağız, merakla bekliyorum:) 





7 Ocak 2014 Salı

Parti dediğin böyle olur...

Baya yazmaya çalışıyorum ama olmuyor. Espriyle karışık "ehe ehe bende tükenmişlik sendromu oldu Hürrem gibi” derken gerçekten tükendim sanırım… Anlatacak o kadar konu varken neden bu yetenek tıkanması şimdi:) neyse şuan böyle bi ilham gelir gibi oldu, tekrar başlıyorum yazmaya….

En son Şükran Günü yemeğinden bahsetmişim.. Epey zaman oldu, haklısınız… Bu sefer üşengeçlik, yorgunluk vs değil, güzel güzel malzemelerle döndüm aranıza… 8 günlük Amerika tatilimiz, yılbaşı kutlamamız, Sabri’nin doğum günü partisi… Hepsini anlatacağım tek tek…

Önce Sabri’nin doğum gününden başlayalım… Sürprizlerden hoşlanan biri olarak Sabri’ye de her yıl doğum gününde değişik kutlamalar yapmaya çalıştım… İlk çıkmaya başladığımız gün Sabri’nin doğum gününden 3 gün sonraydı, o zaman bile yemek ısmarlamıştım (yemek ısmarlamak da ne var demeyin, ilk yemeğimizdi ve daha 1 haftadır tanıyordum kendisini:))… sonraki yıllarda bir bara tüm arkadaşlarını toplayarak, ailesiyle işbirliği yaparak onların İstanbul’a gelmesini sağlayarak, annemlerde veya bekar evinde tüm sevdiklerimizi toplayarak sürpriz doğum günü partileri düzenlemiştik. İlk kez yurt dışında ve başbaşa olduğumuz için burukluk olmasın, yine değişik birşeyler yapayım dedim. Allaha şükür burda da sevdiklerimiz var, çevremiz geniş söylemesi ayıp:) Malum Bahama’da her an hava güzel, en iyisi bizim sitenin havuz başında yine arkadaşlarımızı çağırarak güzelce kutlayabilriz, hem bu vesileyle Turkish food tattırmış oluruz millete dedim. Lanet olsun içimdeki 'geleneklerimizi tanıtalım’ sevdasına… Yaklaşık 1,5 ay önceden hazırlıklara başladım. Burada istediğim herşeyi kolaylıkla yapabilme imkanım olmayacağını göz önüne alarak uzunca bir süreye yaymam gerektiğine inanmıştım. İyi ki de öyle yapmışım, ancak toparlanabildim… 

İlk önce internet araştırmalarım başladı, parti malzemeleri ve menü oluşturma kısmı için bol bol araştırdım, sordum soruşturdum. pinterest’e üye olup düğün ve doğum günü konseptelerine baktım vs vs… daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bendeki müzik listesiyle buradaki arkadaşları sittin sene eğlendiremeyeceğimi bildiğim ve Türk insanı algısını zedelememek için hemen İstanbul’daki yabancı müzikte ustalaşmış arkadaşlarımdan yardım istedim. Onların gönderdiği, benim numberone ve powerfm listelerinde ilk 20 - ilk 40 şarkıları dinleyerek indirmelerim sonucunda 110 şarkılık bir playlist oluşturdum. Bu zevkli kısmıydı… 
Aklıma gelen / nette gördüğüm parti malzemeleri detaylarını cep telefonuma kaydedip nasıl yapabileceğimle ilgili araştırmalar yapıyordum. Neler lazım, kaç para eder vs hesaplayarak Sabri’den arabayı mutfak alışverişi bahanesiyle kaçırıp kendimi party dükkanları, kumaşçılar, züccaciyelerde buldum:) Alt komşumun deposuna sızarak ne var ne yok karıştırdım ve kafamda partiyi hayal etmeye çalıştım. Komşunun alet çantası, dikiş makinesi, kabloları vs hepsinin kullanımı için izin aldım ve çalışmalara başladım. Önce Turkiye’deki partilerin vazgeçilmezi olan ama burda henüz bilinmeyen ‘hatıra çerçevesini’ yaptım. Sonra kürdan süslemeleri, katılımcılara yaka iğneleri, kartondan konuşma çubukları, bıyık, dudak vs derken malzemeler tamamlandı. Yılbaşı ışıklarıyla havuz başındaki barı ışıklandırdık (bu konuda arkadaşım yardım etti tabii ki el insaf), bar sandalyelerini zımparalayıp boyadım, her yeri bir gün önceden sildim süpürdüm detrejanlarla yıkadım, bar kenarındaki tuvaletleri falan da temizledim (ııyyykk) derken ortam da hazır oldu. Konukları da 15 gün önceden sms / mail yoluyla davet ettim (çoğunun iletişim bilgisini Sabri’nin telefonundan çaldım). Bütün bunları Sabri’ye çaktırmadan yapıyordum. Mesai saatleri içinde (Sabri işe gider gitmez) başlıyordum çalışmaya. Tüm hazırlıkları komşunun deposunda saklıyordum. 

Menü kısmında çok heyecanlıydım çünkü hem yetiştirememe korkusu, hem ya kıvamları tutturamazsam korkusu hem Sabri’ye çaktırma korkusu derken 24 saat boyunca yemek yaparak rekor kırdım. Yaptığım yemekleri de alt komşunun buzdolabında sakladım:) Partiyi cumartesi öğleden sonra planladığım için önce cuma akşamından 'yağmur yağmasın' diye duaya başladım sonra ‘Allah'ım inşallah Sabri bu haftasonu çalışır' duasını ettim ve Allah’ın sevgili kuluymuşum ki ikisi de gerçekleşti. İş yerindeki arkadaşlar da sağolsun yardımcı oldular azcık oyaladılar Sabri’yi ve saat 15:30’da paşam geldi:) O sırada yaklaşık 7-8 davetli gelmişti bile, ben de açık büfeyi hazırlamaya çalışıyordum. Neyse güzel bir sürpriz oldu ve yaklaşık 20 kişi ağırladık. Müzik, uçan balonlar, çerçeve, konuşma çubukları, yılbaşı ışıkları çok güzel hava kattı partiye ve herkes tarafından çok beğenildi. Burda insanların parti anlayışı içki ve bir grup insandan ibaretken bu partide malzemeler ve ortamdan da haberdar oldular. Böyle böyle çıtayı yükseltelim diyorum işte:P Bir arkadaş da 'bir sonrakini heyecanla bekliyoruz' diyor. Bu mu yani senin burdan çıkardığın ders?? Hay Allahım hiç demiyor ki 'ben de yapayım da davet edeyim'… Hep bizden bekliyor… 

Yemeklerden de en sevilenler mercimekli börek, havuçlu meze ve kısır oldu (ki kısır baya bi sulu olmuştu, çaktırmayın:))… Onun dışında patlıcan - kabak kızartması, peynirli börek, çörek yapmıştım. Peynir tabağı, salam tabağı, cipsler, karides tabağı da vardı onlar da löp lüp yendi ve bitti:) Kısırı abartıp 1 kilodan yaptığım için 3 gündür evde kısır yiyoruz ne yazık ki:( Orda bi sıkıntı olmuş onu bi dahakine toparlıcaz artık:) Gece saat 22:30’da sona erdiğinde ayaklarıma kara sular baya baya inmişti:) Eve gelip tabakları yıkayıp yine bara gitmekten de eksik kalmadık ama:) Tekrardan iyi ki doğdu kocam, iyi ki benim oldu...