ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2016 Cumartesi

Şiddetli yağmur halleri

Bugün aşırı yağmur var bizim adada. Gökler gürlemediği sürece pencereye vuran yağmurun sesini hep sevmişimdir. Böyle günlerde alırım sıcacık kahvemi elime, tavandan yere kadar olan penceremin önündeki berjere oturur, ayaklarımı toplar, sokaktaki insanları izler, hayaller kurar, hikayeler yazarım kendimce. İnsanların hikayelerini dinlemek, düşünmek beni hep cezbetmiştir zaten. Üzerimde en sevdiğim eşofmanım, saçlarımı yeni taramışım, dökülmüşler omuzlarıma, kahvaltı sonrası keyfi yapıyorum yine. Havuza düşen yağmur damlaları havuzu dalgalandırıyor, evimizin önündeki huzurla izlediğim sakin kanal taşacak gibi oluyor. Ara ara düşüncelere dalıyorum, ara ara kitabımın sayfalarını karıştırıyorum, paşa gönlüm ne istiyorsa...  


Şimdi şöyle bir arkanıza yaslanın ve düşünün, gerçekten böyle bir gün geçirmiş olabilir miyim sizce? Allah aşkına gerçekçi olalım... Tabii ki hayır. 

Aşırı yağmurun yağdığı doğru. Üzerimde eski bir eşofman, popo kreminin fazlasını can havli ile üzerime sürmüş olduğum bir tshirt, saçlarım uzun zamandır olduğu gibi tepeden en doğal haliyle toplanmaya çalışılmış, Duru ile hızlı bir kahvaltı sonrası (tabi ki kapkara soğuk çayı masanın üzerinde bırakarak) şiddetli yağmurla akan tavanı zaptedebilmek için kovalar, havlularla mücadele ettim. Her 15 dakikada bir havlular ıslandı mı, kovalar doldu mu diye kontrol ederken bir yandan da Duru'yu bu kovalardan uzak tutmaya çalıştım (bu daha zor kısmıydı). 

Zaten çocuklu evde nerde öyle keyif yapabileceğin berjer? Herşeyi kaldırdık oyun alanına çevirdik salonu mübarek. Kendimize ait iki tanecik koltuk var, onlar da olmasa salona salon demeye bin şahit gerekecek. Zaten onlara da oturamıyoruz gün içinde, Duru bizi koltukta otururken görünce o da koltuğa çıkmak istiyor ve çıkınca da rahat durmuyor takdir edersiniz ki, düşecek, kablolara uzanacak, lambayı kurcalayacak diye hepimiz yerde oturuyoruz. Sehpayı zaten duvar dibine sotelemiştik, onu söylemiyorum bile. 

Kovalara saldırmayı engelleyemediğim zamanlarda odaya götürüyorum Duru'yu, oradaki legolarıyla vakit geçirmesini sağlıyorum. Orda da ben sıkıntıdan patlıyorum :) Yapacak bir şey yok... 


Haydi dedim her zamanki gibi, çok şükür, iyi tarafından bakalım, evimizdeyiz, sıcak sıcak oturuyoruz derken elektrikler gitmesin mi? Tövbeler olsun çok zor bir durum. Buzdolabı, ocak, fırın, klima, telefonların şarjları ve en önemlisi internet!
Şuan bu yazıyı da elektrikler geldiğinde yayınlayabileceğim. Hayırlısı...

Bu havanın tadını çıkaranlar da olmuştur eminim, Allah arttırsın... Çocuk sahibi olunca görürüm ben onları... Sıcak kahve içmek neydi, saça fön çekmek neydi, oje sürmek neydi, bunların değerini şimdi bilmezler, zamanı gelince anlarlar... 


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Bahama Adaları

Bahamalar (İspanyolca’da bajamar “Sığ Deniz”), tam adı Bahama Milletler Topluluğu, Batı Hint Adalarının kuzey-kuzeydoğu sınırını oluşturan takımadalar ve ülke. ABD’nin Florida eyaletinin güneydoğu kıyısı açıklarında Küba ve Hispaniola'nın (Haiti ve Dominik Cumhuriyeti) kuzeyinde yer alıyor, 700 kadar ada ile sayıları 2400’e ulaşan çıplak kaya oluşumunu kapsıyor. Bahamalar'ın toplam yüz ölçümü 13939 km², nüfusu ise 261.000'dir (1991). Başkenti en önemli ada olan New Providence’deki Nassau. Diğer önemli adaları ise Andros, Büyük Bahama ve Eleuthera'dır. Henüz diğer adalarını keşfetme şansım olmadı ama olduğu zaman yazacağım mutlaka…

İKLİM

Bahamalarda ortalama sıcaklık kış aylarında 21 derece, yaz aylarında 27 derece. O yüzden buraya alışmak için öncelikle sıcaklarına alışmak gerekiyor. Bizim memleketimizde biz 40 dereceleri de görmüştük ama burada çok nem olduğu için hissedilen sıcaklık burada epey fazla.
DOĞAL YAPI

Bahamalar güney ve batısındaki karalardan derin kanallara ayrılan bir denizaltı yükseltisinin su üstüne çıkmış uzantılarından oluşuyor. Çoğu, dar ve uzun olan adaların Atlas Okyanusu’na bakan kuzeydoğu yamaçlarında kıyıya vuran dalgaların ve alize rüzgârlarının taşıdığı kumlardan oluşmuş tepecikler uzanıyor.
 
Biz de bu kum tepeciklerinden bir tanesinde yaşıyoruz işteJ